Kontrasepsiyon, 3. Bölüm: Kısırlık, Yaşlılar, Doğal Aile Planlaması

Kontrasepsiyon

Kontrasepsiyon, 3. Bölüm: Kısırlık, Yaşlılar, Doğal Aile Planlaması

PurelyPresbyterian’dan çevrilmiştir

Bu serinin ilk yazısında düşük yaptırıcılar, sağlık riskleri ve toplumsal sonuçlar ile kontrasepsiyonun kısa bir tarihi incelendi. İkinci yazıda, “verimli olun ve çoğalın” şeklindeki hâkimiyet buyruğu ve üremenin evliliğin temel amaçlarından biri olduğu ele alındı. Bu da bazı sorulara ve muhtemel itirazlara yol açmaktadır; serimizin bu üçüncü yazısında bunları inceleyeceğiz. Kısır ve yaşlı kişiler ne olacak? Üreme evliliğin temel bir amacıysa, bu onların meşru evlilikler yapamayacağı anlamına mı gelir? Doğal Aile Planlaması hakkında ne denebilir? Karı ile kocanın cinsel ilişkiden uzak durmaları için meşru sebepler nelerdir?

Kısır ve Yaşlı Kişiler.

Yaygın bir itirazı önceden cevaplamak ve gerekli bir ayrım yapmak için yeniden William Gouge’a döneceğiz. Üremenin evliliğin bir görevi ve amacı olması, kısır veya yaşlı çiftlerin evlenemeyeceği ya da evlendikten sonra kısırlığın evliliği geçersiz kılacağı anlamına gelmez. Evliliğin herhangi bir amacına (karı ile kocanın birliği, üreme, ahlâksızlığın önlenmesi; krş. Westminster İman İkrarı 24:2) karşı hareket edildiğinde, evlilik eyleminin doğası ihlal edilir; bu da eylemin kendisini, eşcinsel eylemde olduğu gibi, doğaya aykırı hâle getirir (Onanizm de bununla karşılaştırılır; krş. 4. bölüm). Dolayısıyla, evlilik eylemi içinde bir çocuğun gebe kalmasına karşı olan her eylem doğaya aykırıdır. Kendi kontrolleri dışında bir kusur mevcut olsa bile, kısır veya yaşlı kişiler evlendiklerinde yine de Tanrı’nın evlilik tasarımıyla uyum içindedirler. İnsan açısından gebelik ihtimali bulunmayabilir; ancak ne iradede ne de dışsal eylemlerde evliliğin herhangi bir amacına karşı hareket edilmektedir.

Gouge, iktidarsız olanlarla kısır olanlar arasında ayrım yapar. İktidarsız bir kişi evlenmemelidir, fakat kısır kişiler evlenebilir; bununla birlikte bir kişi evlendikten sonra iktidarsız hâle gelirse, bu evliliği geçersiz kılmaz. Kendi sözleri şöyledir:

  1. Evlenmeye yönelmemesi gereken iktidarsız kişiler hakkında.
  2. (Kutsal Yazı’nın ifadesini kullanacak olursak) analarının rahminden hadım olarak doğanlar (Mat. 19:12) ya da herhangi bir kaza sonucu böyle hâle gelenler; örneğin mahrem organlarında bir kusur ya da kapanıklık bulunanlar, tedavi edilemez bir felce tutulmuş olanlar, cinsel soğukluğa ya da buna benzer herhangi başka bir engele sahip olanlar iktidarsız sayılmalı ve bu bakımdan evliliğin temel görevlerini yerine getiremeyecek durumda kabul edilmelidir.

Bunlar evlenmeye yönelmemelidir; çünkü Tanrı bu iktidarsızlık belirtileri aracılığıyla onları bekâr yaşamaya çağırdığını gösterir.

İktidarsızlıklarını gizleyip evlenenler, Tanrı’nın iradesinin bu tezahürüne karşı günah işlerler; böylece evliliğin başlıca amaçlarından biri olan çocukların dünyaya getirilmesini boşa çıkarırlar ve evlendikleri kişiye, hiçbir zaman yeterince telafi edilemeyecek bir haksızlık yaparlar.

  1. Evliliğe engel olmayan kısırlık hakkında.

Soru. Kısır kişiler bu iktidarsız kişiler arasında mı sayılmalıdır?

Cevap. Hayır; iktidarsızlık ile kısırlık arasında büyük bir fark vardır.

  1. İktidarsızlık dışarıdan algılanabilen belirtilerle bilinebilir ve ayırt edilebilir; kısırlık ise edilemez. O, ancak çocuk sahibi olunmamasıyla anlaşılır.
  2. İktidarsız kişiler gereken karşılıklı iyiliği [yani cinsel ilişkileri] yerine getiremezler; fakat kısır kişiler getirebilirler.
  3. İktidarsızlık tedavi edilemezdir; fakat kısırlık mutlak anlamda böyle değildir. Uzun süre kısır kaldıktan sonra verimli hâle gelen birçok kişi olmuştur. Bu yalnızca tabiatın olağan seyrinin üzerinde gerçekleşen Tanrı’nın olağanüstü bir işiyle [yaşları nedeniyle kadınların olağan hâli kendilerinde sona ermiş olan Sara (Yar. 18:11) ve Elizabet’te (Luka 1:7) olduğu gibi] değil, aynı zamanda tabiatın olağan seyriyle uyum içinde olan ve dua aracılığıyla elde edilen bir bereketle de gerçekleşmiştir [Rebeka (Yar. 25:21) ve Hanna’da (1 Sam. 1:5, 20) olduğu gibi]. Günlük tecrübe buna iyi bir kanıt sunmaktadır; çünkü 10, 15, 20 ve daha fazla yıllık kısırlıktan sonra çocuk doğuran birçok kişi olmuştur.

Bu gerekçelerle, kısır olan birçok kutsal kişi evlenmiş; bu konudaki davranışları kınanmamış ve evlilikleri de çözülmemiştir. Çünkü çocukların dünyaya getirilmesi evliliğin amaçlarından biri olsa da tek amacı değildir; evlilik bağı öylesine dokunulmazdır ki, çocuklar uğruna kurulmuş olsa bile çocukların olmaması nedeniyle bozulamaz.

. . .

Daha önce belirtilen türden haklı bir engelin bulunmadığı yerde, hangi meslekten ya da durumda olursa olsun her türden kişinin evlenmesi meşrudur. Çünkü evlilik herkes arasında, yani her türden insan arasında saygındır (İbr. 13:4); bu nedenle evlenmeyi yasaklamak cinlerin öğretisi sayılır (1 Tim. 4:1, 3). Çünkü bu, Tanrı’nın Sözü’ne aykırı bir öğreti; çok fazla içsel yanmaya ve dışsal kirlenmeye sebep olan, böylece Kutsal Ruh’un tapınakları olması gereken bedenlerini cinlerin ahırlarına dönüştüren bir öğretidir.

Ev İçi Görevler Üzerine, İkinci Risale, 1. Kısım.

Cinsel İlişkiden Uzak Durmanın Meşru Sebepleri.

“Şehvette, amaç bakımından bir düzensizlik vardır; bir insanın bu konudaki arzuları üremenin ve zinanın önlenmesinin meşru amaçlarına değil de yalnızca eylemin zevkine ve başka hiçbir şeyi dikkate almaksızın yüreğinin şehvetli hareketlerini tatmin etmeye yöneldiğinde bu böyledir. Çünkü bu, hayvanca davranmaktır. Eylemlerinin amacını kavrama yetisine sahip olmayan akılsız yaratıklar, bir tür şiddetle, duyularının zevkinin kendilerine egemen olduğu güçlü bir dürtüyle bu eylemlere sürüklenirler; fakat insan bu kadar bedensel olmamalıdır. Aksine, arzuları aklı tarafından düzenlenmeli; herhangi bir şeyi neden arzuladığını bilmeli ve düşünmeli; arzularında doğru nedenler ve güdüler tarafından yönlendirilmelidir.” (Edward Leigh, İlahiyatın Bütünü, s. 844).

Ahlâkî durumlarda niyet her zaman önemlidir; finis operis (eylemin amacı) ile finis operantis (eyleyenin amacı) arasında ayrım yapmalıyız. Krş. Reformcu Skolastisizm: Amaçları Ayırt Etmek. Cinsel ilişkiden uzak durmak kendi başına günah değildir; fakat uzak durmanın ardındaki niyete bağlı olarak günah olabilir. Bir sonraki yazımızda, eylemi (finis operis) eyleyenin niyetleri ne olursa olsun günahkâr olan Onanizm günahından söz edeceğiz. Fakat önce, evlilik içinde cinsel ilişkiden uzak durmanın meşru ve gayrimeşru sebeplerini inceleyeceğiz.

Ritim yöntemi veya Doğal Aile Planlaması gibi bir yaklaşım, Onanizmi günahkâr kılan aynı nedenden ötürü günahkâr değildir. Ritim yöntemi, “çiftin yumurtlamanın meydana gelme ihtimalinin en yüksek olduğu dönemde cinsel ilişkiden uzak durduğu bir doğum kontrol yöntemidir.” Kadının doğurganlık döneminin bilinmesi, gebe kalmaya çalışmak için kullanılabilir; fakat gebe kalmayı engelleme amacıyla ilişkiden uzak durmak, Tanrı’nın evlilik için belirlediği amaçlara karşı çıkmaktır. Niyetlerimiz de eylemlerimizden daha fazla Tanrı’nın evlilik ve cinsellik tasarımına karşı işlememelidir. Karı ile kocanın bu ilkeyi ihlal etmeyen meşru uzak durma sebepleri vardır. Tanrı’nın Sözü’nden iyi ve zorunlu çıkarım yoluyla, cinsel ilişkiden gönüllü ve geçici olarak uzak durmanın kabul edilebilir olduğu dört sebep buluyoruz. Bunların hiçbiri açıkça gebe kalmayı engelleme amacı taşımaz.

  1. Dindarlık; örneğin dua ve oruç için. “Birbirinizi mahrum etmeyin; ancak oruç ve duaya kendinizi verebilmeniz için bir süre karşılıklı rıza ile olabilir; sonra yine bir araya gelin ki, Şeytan sizi kendinize hâkim olamayışınızdan dolayı ayartmasın” (1 Kor. 7:5; krş. Yoel 2:16).
  2. Merhamet; örneğin bir kişinin cüzam veya başka bulaşıcı hastalıklara sahip olması (Lev. 13:46), eşlerden birinin fiziksel olarak yaralanmış ya da hasta olması veya kadının doğum yaptıktan sonraki ve güvenli bir şekilde cinsel ilişkiye giremeyeceği dönem. Başkalarını tehlikeli hastalıklara maruz bırakmak ya da bir yaralanma veya hastalığı ağırlaştıracağı hâlde cinsel ilişkiye girmek hayatın yok edilmesine yönelirdi (Westminster Büyük İlmihali 136); bu nedenle cinsel ilişkiden uzak durmak bir merhamet eylemidir. Greg Price şunları ekler:

“Ayrıca, bir tıbbî işlemin özel amacı bir çocuğun gebe kalmasını engellemek değil, kanserli bir dokuyu çıkarmak ya da annenin veya babanın bedensel bir işlev bozukluğunu düzeltmek olduğunda ve bu tıbbî işlem sırasında annenin ya da babanın üreme yeteneği engellenir veya ortadan kaldırılırsa, böyle bir işlemin günahkâr olmadığını ileri sürerim. Çünkü ameliyatın açık amacı, hayatı engellemekteki bir zalimlik değil, hayatı korumaktaki bir merhamettir. Tanrımız merhamet göstermekten hoşnut olur ve bizi başkalarının acısını artırmak yerine (bütün meşru durumlarda) azaltmaya çağırır (Matta 12:7).” Doğum Kontrolü—Kutsal Kitap’a Dayalı ve Tarihsel Protestan Görüş.

Dolayısıyla, böyle durumlarda sterilizasyon ameliyatı veya histerektomi meşru olabilir. Bununla birlikte, tıbbî sorunu yaşayan kişi baba değilse, babanın vazektomi yaptırması hikmetli olmaz. Tanrı korusun, anne ölebilir ya da daha sonra meşru bir boşanma gerçekleşebilir ve baba yeniden evlenebilir; fakat artık çocuk sahibi olamaz.

  1. Edep; örneğin adet döneminde uzak durmak: “Bir kadın murdarlığı sebebiyle ayrılmışken onun çıplaklığını açmak için ona yaklaşmayacaksın” (Lev. 18:19). Bu durumda geçici olarak uzak durmanın amacı gebe kalmayı engellemek değil, Rab’bin putperest ulusları İsrail topraklarından kovmasına sebep olan doğaya aykırı bir iğrençlikten kaçınmaktır (Lev. 18:24-30).

“Böylesine kirlenmiş bir birleşmeden cüzamlı ve tiksindirici bir nesilden başka ne beklenebilir? Bu tür ölçüsüzlük açıkça yasaklanmıştır (Levililer 18:19); bunu işleyenlere ölüm cezası verilmiştir (Levililer 20:18). Bu dönemde uzak durmak, bir insanın doğru olduğunu gösteren belirtiler arasında sayılır (Levililer 7:20); bunun karşıtı olan ölçüsüzlük ise Tanrı’yı Kenanlıları kusup çıkarmaya (Levililer 18:28) ve kendi mirasını terk etmeye (Hezekiel 22:10) kışkırtan iğrençlikler arasında yer alır.” (Gouge, Ev İçi Görevler Üzerine, s. 223).

  1. Zorunluluk; örneğin “meşru bir çağrı, bir kocanın uzun süre karısından ayrı kalmasını gerektirdiğinde; savaş zamanlarında bir asker ya da zulüm veya dinden dönme dönemlerinde bir hizmetkâr gibi” (Price, a.g.e.). Örneğin, Hititli Uriya’nın Davud’un tasarısı için savaş alanından getirildiğinde karısının yanına gitmemesi gibi (2 Sam. 11:9-11).

Gebe kalmama amacıyla cinsel ilişkiden uzak durmak, Tanrı’nın evlilik için belirlediği düzene karşı çıkan bir zihniyetten kaynaklanır; niyet bakımından (finis operantis) günahkârdır. Tanrı gerçekten egemendir ve belirlediği şeyi yapmaktan O’nun elini hiçbir şey alıkoyamaz; ancak bunu, yaratılış düzeninde evlilik için belirlediği tasarıma itaatsizlik etmeye ruhsat olarak kullanmamalıyız. Tanrı, bir kişiyi kontrasepsiyon kullanmasına rağmen, hatta istem dışı kısırlığa rağmen bir çocukla bereketlemeyi seçebilir; fakat bu, gebe kalmayı engellemeye çalışmanın ahlâken doğru olduğu anlamına gelmez.

“Şu benzetmeyi düşünün. Tanrı’nın Müjde tohumu aracılığıyla yarattığı RUHSAL HAYATIN (yani Mesih’te yeni bir insanın) gebe kalmasını kasten engellemenin açıkça ahlâkî bir kötülük olması gibi, Tanrı’nın yine yarattığı, fakat cinsel birleşme tohumu aracılığıyla yarattığı FİZİKSEL HAYATIN (yani Âdem’de yeni bir insanın) gebe kalmasını kasten engellemenin de ahlâkî bir kötülük olduğunu ileri sürerim. Bir yandan, Mesih’te yeni bir insanın doğmasını engelleme açık amacıyla Müjde tohumunun vaaz edilmesini kasten engellemek Altıncı Buyruğun ihlali olduğu gibi (çünkü yeni insan Tanrı’nın bir yaratılışıdır ve Tanrı’nın suretinde yenilenmiştir), aynı şekilde Âdem’de yeni bir insanın doğmasını engelleme açık amacıyla erkeğin tohumunun kadının yumurtasıyla birleşmesini kasten engellemek de Altıncı Buyruğun ihlalidir (çünkü insan Tanrı’nın yaratılışıdır ve Tanrı’nın suretinde yaratılmıştır). Diğer yandan, başka emredilmiş görevleri (kişisel, ev içi ve toplumsal görevleri) yerine getirme açık amacıyla Müjde tohumunu vaaz etmekten kaçınmak Altıncı Buyruğun ihlali olmadığı gibi, başka emredilmiş görevleri (dindarlık, edep, merhamet ve zorunluluk) yerine getirme açık amacıyla erkeğin tohumunun cinsel yolla aktarılmasından kaçınmak da Altıncı Buyruğun ihlali değildir. İster fiziksel ister ruhsal olsun, hayat Tanrı’nın büyük yaratılışıdır. İnsanın kendi sebepleri uğruna hayatı kasten engellemesi, hayatın Yaratıcısı’nın yetkisini gasbetmektir.” (Greg Price, a.g.e.).

Kutsal Yazı yalnızca evlilik içindeki üremenin olumlu görevlerini ve bereketlerini ve cinsel ilişkiden uzak durmanın meşru sebeplerini öğretmekle kalmaz; aynı zamanda bize Onan’ın durumunu ve Onanizm diye adlandırılagelen günahını da ayrıntılı olarak anlatır. Bu serinin son yazısında bunu Kutsal Yazı ışığında ve Hristiyan Kilisesi’nin yorum tarihinde (Reformcu gelenek de dâhil olmak üzere) inceleyeceğiz.

Sayfanın başına dön