Hastalık Hakkında Tanrı’dan Dokuz Ders
J. C. Ryle’dan (1816 – 1900)
Hastalığın amacı…
- Bizi düşündürmek; bir ruhumuz ve bir bedenimiz olduğunu, ölümsüz bir ruhumuz olduğunu, bu ruhun mutlulukta ya da sefalet içinde sonsuza dek yaşayacağını ve eğer bu ruh kurtulmamışsa, hiç doğmamış olmamızın daha iyi olacağını bize hatırlatmaktır.
- Bize mezarın ötesinde bir dünya olduğunu ve şimdi içinde yaşadığımız dünyanın, çürümenin, üzüntünün, korkuların, sefaletin ve günahın olmayacağı başka bir konut için yalnızca bir hazırlık yeri olduğunu öğretmektir.
- Geçmiş hayatımıza dürüstçe, kendimizi kayırmadan, vicdanlı bir şekilde bakmamızı sağlamaktır. İyileşmezsem, o büyük değişime hazır mıyım? Günahlarımdan gerçekten tövbe ediyor muyum? Günahlarım bağışlandı mı ve Mesih’in kanında yıkandı mı? Tanrı’yla karşılaşmaya hazır mıyım?
- Dünyanın boşluğunu ve ruhun daha yüksek ve derin ihtiyaçlarını karşılamadaki tam yetersizliğini görmemizi sağlamaktır.
- Bizi Kutsal Kitaplarımıza götürmektir. O bereketli Kitap, sağlıklı olduğumuz günlerde, çoğu zaman rafta bırakılır; bir kâğıt parçasını dayamak için en güvenli yer hâline gelir ve ocaktan aralığa kadar hiç açılmaz. Fakat hastalık çoğu zaman onu raftan indirir ve sayfalarının üzerine yeni bir ışık saçar.
- Bizi dua ettirmektir. Korkarım ki birçok insan hiç dua etmez ya da sabah ve akşam, ne yaptığını düşünmeden yalnızca birkaç acele söz söyler. Fakat ölüm gölgesi vadisi gözlerin önünde durduğunda, dua çoğu zaman bir gerçeklik hâline gelir.
- Bizi tövbe ettirmek ve günahlarımızdan ayırmaktır. Merhametlerin sesini dinlemek istemezsek, Tanrı bazen bize “değneği işittirir.”
- Bizi Mesih’e yaklaştırmaktır. Doğal olarak o bereketli Kurtarıcı’nın tam değerini görmeyiz. Gizlice, dualarımızın, iyi işlerimizin ve sakramentleri almamızın ruhlarımızı kurtaracağını hayal ederiz. Fakat beden güçten düşmeye başladığında, bir Kurtarıcı’ya, bir Aracı’ya, Baba’nın yanında bir Savunucu’ya olan mutlak ihtiyaç, insanların gözleri önünde ateş gibi durur ve onlara şu sözleri daha önce hiç olmadığı gibi kavratır: “Yalnızca çarmıha sıkıca tutunurum.” Hastalık bunu birçok kişi için yapmıştır ve onlar Mesih’i hastalık odasında bulmuşlardır.
- Başkalarına karşı şefkat duymamızı sağlamaktır. Doğamız gereği hepimiz, yalnızca yardım edecek elleri değil, aynı zamanda herkes için hissedecek bir yüreği de olan bereketli Efendimiz’in örneğinin çok altındayız. Bana öyle geliyor ki sıkıntı yaşamamış olanlar kadar şefkat göstermekte yetersiz kimse yoktur; acı ve keder kâsesinden daha derin içmiş olanlar kadar da hissetmeye yatkın kimse yoktur.
Özet:
Kaygıdan, homurdanmaktan, şikâyetten ve sabırsız bir ruha teslim olmaktan sakının. Hastalığı gizli bir bereket, kötü değil iyi bir şey, düşman değil dost olarak görün. Hiç şüphe yok ki hepimiz ruhsal dersleri değneğin altında değil, rahatlık okulunda öğrenmeyi tercih ederiz. Fakat şundan emin olun: Tanrı bize nasıl öğreteceğini bizden daha iyi bilir. Son günün ışığı, bütün bedensel hastalıklarımızda bir anlam ve bir “gereklilik” olduğunu gösterecektir. Yatağa düştüğümüzde, dünyadan ayrıldığımızda öğrendiğimiz dersler, çoğu zaman başka yerde öğrenemeyeceğimiz derslerdir.