Bizi karanlıktan kim çıkarır? Özgür irade mi, Tanrı mı?

Özgür irade

Koloseliler 1:13 – “O (Baba) BİZİ karanlığın egemenliğinden KURTARDI ve sevgili Oğlu’nun Egemenliği’ne AKTARDI.”

Tanrı’ya yücelik olsun! Kimin egemenliği altındaydık? Peki Baba bizim için ne yaptı? Bizi karanlığın gücünden ve köleliğinden kim çıkardı ve Oğlu’nun Egemenliği’ne kim aktardı? Baba mı, yoksa bizim “özgür” irademiz mi?

Eğer kurtuluşu kendimize getirenlerin biz olduğuna inanıyorsak, yukarıdaki ayetin söylediğini nasıl ikrar edebiliriz? Daha açık söylemek gerekirse, eğer Tanrı’nın yapabileceği her şeyi yaptığına ve Kendisine dönmeyi insanın eline bıraktığına inanıyorsak; eğer insanın, Tanrı’yı seçerek kendi “özgür” iradesiyle kendisini Tanrı’ya döndürdüğüne inanıyorsak, o zaman bizi kurtaranın, bizi karanlıktan çıkarıp Kendi Egemenliği’ne aktaranın Tanrı olduğunu söyleyemeyiz. Bunu yapan biz olurduk. İman etmeyen diğer insanlardan farklı olarak doğru seçimi yapan biz olurduk. Tanrı’yı seçen biz olurduk; farkı yaratan lütuf değil, biz, bizim irademiz ve yeteneğimiz olurdu. Kendimizi karanlığın egemenliğinden çıkarıp Oğul’un Egemenliği’ne götüren biz olurduk. Tanrı imkânı vermiş olurdu, biz de O’na yardım etmiş olurduk. Yani kurtuluşumuzun nedeni Tanrı değil, biz olurduk. “Kendimize yücelik!” “Bizi kurtaran ‘özgür’ irademize yücelik!”

Buna Pelagianizm ve Arminianizm denir. Bu öğreti ilk olarak, Tanrı’nın lütfunu tamamen reddeden Pelagius tarafından öğretilmiş, daha sonra birkaç yüzyıl önce Arminius adındaki bir Hollandalı tarafından Protestan kilisesine sokulmuştur. Bugün Arminius’un hiçbir izleyicisi “Kendimize yücelik!” demeyecek olsa da, aslında inandığı şey kurtuluşun değerini ve dolayısıyla yüceliğini insana vermektedir. Bu öğreti yalnızca kurtuluş için Tanrı’nın yüceliğini çalmakla kalmaz, aynı zamanda O’nu yalancı ve insanların karşısında güçsüz, zayıf bir tanrı hâline getirir.

Fakat Kutsal Kitap bunun tam tersini söyler; tamamen kurtaranın Rab olduğunu söyler. “Kurtuluş Rab’be aittir” (Yunus 2:9). Kurtuluşumuz bütünüyle Rab’dendir ve yalnızca lütufladır. İşte şöyle:

Biz karanlığın egemenliği altındayken, günah içinde ölü olup bedenin arzularını yerine getirirken (Efes. 2:3), Tanrı bizi dünyanın kuruluşundan önce kurtuluş için seçmişti (Efes. 1:4). Ve kendi zamanında müdahale ederek bizi yeniledi (Hez. 36; Yu. 1:13), Tanrı’nın Egemenliği’ni ve ruhsal şeyleri görüp anlayabilmemiz için bize yaşam verdi (Efes. 2:5; Yu. 3:3), yüreğimizi açtı (Elç. 16:14), bizi Oğul’a çekti (Yu. 6:44), bize tövbe verdi (2. Timoteos 2:25) ve kendisinin talep ettiği imanı verdi (Efes. 2:8). Ve O, bizi sonuna kadar koruyacaktır (Fil. 1:6).

Bu, yüreğini minnettarlık ve şükranla doldurmuyor mu? Bu, seni O’ndan gelen kurtuluş ve O’nun yaptığı her şey için Tanrı’yı yüceltmeye yöneltmiyor mu? Rab’be yücelik olsun. O’nun adı sonsuza dek bereketli olsun. Amin.

Bunlar insanın ya da Calvin’in öğretileri değildir; bunlar Kutsal Kitap’ın ve Kutsal Kitap’ın Tanrısı’nın öğretileridir. Düşünelim, derinlemesine değerlendirelim, kendimizi alçaltalım ve kabul edilmesi ne kadar zor olursa olsun Kutsal Kitap’ın her öğretisini kabul edelim.

Sayfanın başına dön