Cehennemde Yirmi Dört Saat!
James Smith, “PANZEHİRLER!” 1858
“Yaşayan insan niçin şikâyet etsin?” Ağıtlar 3:39
Bazen çetin durumumdan yakınmaya ve bana sert davranıldığını düşünmeye ayartılıyorum. Nankörlük yüreğimde baş gösterip işlemeye başlıyor. Bu beni her zaman perişan ediyor. Böyle zamanlarda Cehenneme bakmayı ve oradaki dehşet ile ıstırapların hak ettiğim adil karşılık olduğunu kavramayı yararlı buluyorum.
Cehenneme gitmeyi hak etmiş biri varsa, o benim!
Tanrısal adalet bir günahkârın mahkûmiyetinde yüceltilmiş olsaydı, bu benim mahkûmiyetimde olurdu!
Yalnızca lütufla kurtarılmış biri varsa, o kişi benim!
Öyleyse Cehennemde olmayı hak ettiğim hâlde orada olmayan ben;
benden daha az hak etmiş hiç kimse olmadığı hâlde göksel yüceliğin mirasçısı olan ben;
birkaç denenme, sıkıntı ve hayal kırıklığı yüzünden ya da oldukça ağır bir çarmıh taşımam gerektiği için — söylenmeye, huzursuzlanmaya, yakınmaya ya da bana sert davranıldığını düşünmeye nasıl cüret edebilirim?
Dehşet verici bir tutarsızlık!
Şimdiki acılarım ya da çektiğim sıkıntılar, hak ettiğim Cehennemle karşılaştırıldığında nedir ki!
Burada, yeryüzünde katlanmaya çağrıldığım bütün sıkıntılar, Cehennemde geçireceğim yalnızca yirmi dört saatle bile karşılaştırılamaz! Oysa hak ettiğim, Cehennemde birkaç saat değil, sonsuza dek kalmaktır! Şimdiki durumumdan yakınırsam, şüphesiz her kayıp can, her mahkûm ruh beni kınamaya hazır olacaktır! Rab’bi zengin, karşılıksız ve egemen lütfu için sevinçli dudaklarla övmezsem, bu ne bayağı bir nankörlük olur!
Ey canım, ne zaman çetin durumumdan yakınmaya ayartılırsam, hak ettiğim şeyi düşün! Tanrı beni egemen lütfuyla kurtarmamış olsaydı, sonsuz hükmümün ne olacağını düşün!
Evet, Cehenneme bakmanın…
şikâyetlerimi susturduğunu,
minnettarlığımı uyandırdığını ve
Tanrımın önünde beni toprağa kadar alçalttığını gerçekten görüyorum!