Arthur W. Pink’ten
Tanrı’nın Sözü’nde, seçimin ilan edilmediği, çarpıcı bir şekilde örneklenmediği ya da ima edilmediği tek bir kitap yoktur. Yaratılış bununla doludur: Rab’bin Nahor ile İbrahim, İsmail ile İshak arasında yaptığı ayrım ve Yakup’a duyduğu sevgi ile Esav’a duyduğu nefret bunlardan bazılarıdır. Mısır’dan Çıkış’ta Tanrı’nın Mısırlılar ile İbraniler arasında yaptığı ayrımı görürüz. Levililer’de kefaret ve bütün kurbanlar Tanrı’nın halkı içindi; onlar, çevrelerindeki putperestlere gidip bunları onlar için “sunmaya” çağrılmamışlardı. Çölde Sayım’da Yahve, İsrail’in “tek başına yaşayan ve uluslar arasında sayılmayan” bir “halk” olduğunu duyurmak için Balam’ı kullandı (23:9); ve bu yüzden Balam şöyle haykırmak zorunda kaldı: “Çadırların ne kadar güzel, ey Yakup, konutların ne kadar güzel, ey İsrail!” (24:5). Yasa’nın Tekrarı’nda şöyle yazılıdır: “Çünkü Rab’bin payı kendi halkıdır; Yakup O’nun mirasının payıdır” (32:9).
Yeşu’da, bütün şehri yok edilirken Rab’bin merhametinin fahişe Rahav’ın üzerine döküldüğünü görürüz. Hakimler’de Tanrı’nın egemenliği, İsrail’e zafer getirmek için en beklenmedik araçları seçmesinde görülür: Debora, Gidyon, Şimşon. Rut’ta, Orpa’nın kayınvalidesini öpüp kendi ilahlarına döndüğünü, fakat Rut’un onun yanında kaldığını ve İsrail’de miras aldığını görürüz — onları birbirinden farklı kılan kimdi? 1. Samuel’de, büyük ağabeyleri değil, Davut taht için seçilir. 2. Samuel’de, “her şeyi düzenlenmiş ve güvence altına alınmış” olan sonsuz antlaşmayı öğreniriz (23:5). 1. Krallar’da İlyas, böyle birçok dul arasından seçilmiş tek bir dul kadın için bereket olur; 2. Krallar’da ise bütün cüzamlılar arasından yalnızca Naaman temizlenir. 1. Tarihler’de şöyle yazılmıştır: “Ey Yakup’un oğulları, O’nun seçilmişleri” (16:13); 2. Tarihler’de ise Tanrı’nın lütfunun Manaşşe’nin üzerine tövbe dökmesini görür ve hayran kalırız.
Ve böylece devam edebiliriz. Mezmurlar, Peygamberler, Müjdeler ve Mektuplar, açıkça okunabilen bu öğretiyle doludur. [Hab. 2:2]