Bir Babanın Eli!
Octavius Winslow’un “Zamanlarım Tanrı’nın Elinde” adlı eserinden (1808 – 1878)
“Vakitlerim senin elindedir.” Mezmur 31:15
Sıkıntılı zamanlarımız da Tanrı’nın elindedir.
Aydınlatan her “güneş ışını” gibi, karartan her “bulut” da Tanrı’dan gelir. Yeryüzündeki durumumuzda büyük ve ani değişimlere maruz kalırız. Sevincin ardından çoğu zaman keder, refahın ardından sıkıntı gelir. Bugün zirvedeyiz, yarın onun dibinde.
Ah! Tek bir olay, tek bir anda ne büyük bir değişiklik meydana getirebilir!
Fakat sevgililer, HER ŞEY Rab’dendir.
“Çünkü dert topraktan çıkmaz, ve zahmet yerden bitmez.” Eyüp 5:6
Tanrı buyurmadıkça keder gelemez.
Tanrı egemenliği içinde izin vermedikçe…
sağlık zayıflayamaz,
servet yok olamaz,
rahatlık azalamaz,
dostluk soğuyamaz ve
sevdiklerimiz ölemez.
Keder zamanını belirleyen O’dur.
Rab’bin bu yıl içmeni uygun görebileceği “acı kâse” insan elleriyle hazırlanmayacaktır. O kâse Rab’bin elindedir!
Şimdi yüreğine bastırdığın bir hazineden vazgeçmeni isteyebilir.
Şimdi sahip olduğun bir bereketi bırakmanı buyurabilir.
Şimdi sevgiyle beslediğin bir beklentiden feragat etmeni isteyebilir.
Yürümen için ıssız bir yol belirleyebilir.
Evet, seni her şeyden bile yoksun bırakabilir; yine de her şey, HER ŞEY, O’nun elindedir!
O’nun eli! Koyu karanlıkta hareket eden bir Babanın eli, her olaya biçim vermekte ve yaşamındaki her ayrıntıyı düzenlemektedir!
“Hastalık” seni acı dolu bir yatağa mı yatırdı?
“Sevdiğin birini kaybetmek” evini karanlığa mı gömdü?
“Sıkıntı” imkânlarını mı azalttı?
“Değişim” rahatını mı eksiltti?
“Keder”, birçok biçiminden biriyle ruhunu yere mi serdi?
Bunu Rab yaptı!
Gönderilen her şeyde,
geri alınan her şeyde ve
esirgenen her şeyde,
O’nun sessiz ve görünmez eli hareket etti!
Ah, evet! Değişmeyen sevginin o eli…
her acıya bir tatlılık katar;
her karanlık buluta parlak bir gökkuşağı çizer;
sendeleyen her adımı destekler;
avuç içinde korur ve
seçilmiş halkını şaşmaz bir ustalıkla
güven içinde sonsuz yüceliğe yöneltir!
Sevgili Tanrı çocuğu,
sıkıntıların,
denenmelerin,
çarmıhların,
kayıpların,
kederlerin;
hepsi, HEPSİ, göksel Babanın elindedir ve O göndermedikçe sana gelemezler!
Yaralanmış yüreğini eğ; fırtınalarla savrulan ruhunu O’nun egemen tasarrufuna, sakin ve adil yönetimine teslim et. Bunu, acı çeken Kurtarıcının itaatkâr ruhuyla ve O’nun sözleriyle yap:
“Ey Babam, benim değil, Senin isteğin olsun! Üzüntü ve keder zamanlarım Senin elindedir.”
Sevgililer, her şey Babanızın elindedir!
Bu zamanlar her ne olursa olsun…
denenme zamanları,
ayartılma zamanları,
acı çekme zamanları,
tehlike zamanları,
aydınlık ya da karanlık zamanlar veya
yaşam ya da ölüm zamanları,
hepsi Babanızın elindedir!
Rab…
çok sevdiğin bir bereketi geri almayı,
içten bir isteğini reddetmeyi ya da
yüreğini acı verici biçimde terbiye etmeyi uygun mu gördü?
Bütün bunlar, tıpkı hazinesinin kapısını açıp en değerli armağanlarını ayaklarının dibine dökmüş olması kadar bütünüyle bir Babanın sevgisinden kaynaklanır!
Bütün zamanlarımız Kurtarıcımızın ellerindedir!
Kederlerimizi yüreğinde, lanetimizi ve günahlarımızı ruhunda, çarmıhımızı omzunda taşıyan; ölen, yeniden dirilen, yaşayan ve bizim için aracılık eden; fidyeyle kurtardığı herkesı yücelikte çevresinde toplayacak olan aynı Kurtarıcı, senin Koruyucun ve Rehberindir!
Zamanların, çivilerin izlerini hâlâ taşıyan O’nun ellerindedir!