Acı İnlemeleri ile Umut Ezgilerini Harmanlamak – Charles Spurgeon Depresyon Üzerine

Depresyon

ACI İNLEMELERİ İLE UMUT EZGİLERİNİ HARMANLAMAK – CHARLES SPURGEON DEPRESYON ÜZERİNE

Yazar: Susan Verstraete

Onun 20. yüzyılda doğmamış olması iyi bir şey. Birçok imanlı erkek ve kız kardeş, onun melankoliye eğilimini günahlı sayar, ya özdenetim eksikliğinin bir kanıtı ya da yüzeysel bir imanın sonucu olarak görürdü. Bir psikolog da muhtemelen onu bir reçete ve depresyonu yenmek için on iki kolay adım sunan bir kişisel gelişim kitabıyla gönderirdi. Ama 19. yüzyılın belki de en büyük vaizi olan Charles Haddon Spurgeon, kendi sıkıntısına karşı farklı bir tutuma sahipti.

Spurgeon, “derin ruhsal çöküntünün ne anlama geldiğini en acı tecrübeyle biliyordu; çünkü bu hâl onu ne seyrek ne de az sayıda dönemlerde ziyaret etmişti.” Öğrencilerini şöyle uyardı: “Depresyon nöbetleri çoğumuzun üzerine gelir. Normalde ne kadar neşeli olursak olalım, zaman zaman çökmüş olmak zorundayız. Güçlü olanlar her zaman dinç değildir, bilge olanlar her zaman hazır değildir, cesur olanlar her zaman yürekli değildir ve sevinçli olanlar her zaman mutlu değildir.” “Her türlü ruhsal karanlıktan kaçınmak gerekir ve onu istememek gerekir” demiş olsa da, depresyondan mustarip bir Hristiyan’ın mutlaka günah içinde olduğunu asla varsaymadı. Bunun yerine şöyle yazdı: “Büyük sevgi ve saygı beslediğim bazı kimselerin, kanaatime göre Tanrı’nın halkının en seçkinleri arasında yer aldıkları hâlde, yine de göğe giden yolun büyük kısmını geceleyin katettiklerini görüyorum.”

Spurgeon, Öğrencilerime Dersler adlı kitabında, imanlıların neden hüzne düştüklerine dair bazı sebepleri vermeye devam eder. Ayrıca bu hâle yakalanmış olanlar için umut da sunar.

“İlk sebep onların insan olmaları değil midir?” Spurgeon, Hristiyan olmanın bir erkeği ya da kadını acı çekmekten bağışık kılmadığını kabul ediyordu. Hatta şöyle dedi: “Kurtuluş düzeni altında bile, zayıflıklara katlanmamız gerektiği son derece açıktır; aksi takdirde bize bu zayıflıklarda yardım etmesi için vaat edilen Ruh’a ihtiyaç olmazdı. Bazen kederli olmamız gereklidir. İyi insanlara bu dünyada sıkıntı vaat edilmiştir.” Ama o, bu acı aracılığıyla “Rab’bin acı çeken halkına karşı şefkati öğrenebileceğimizi” belirtir. Pavlus da 2. Korintliler 1:4’te benzer bir şey söyler; Tanrı “bütün sıkıntılarımızda bizi teselli eder; öyle ki, bizim de Tanrı’dan aldığımız teselliyle her türlü sıkıntı içinde olanları teselli edebilelim.”

“Çoğumuz bir şekilde bedence sağlıksızız.” Spurgeon, gut teşhisi konmuş eklem rahatsızlığından korkunç şekilde acı çekti. Bazen haftalarca, dayanılmaz ağrılar içinde yatakta kalmak zorunda kaldı. Uzun süren bir nöbet sırasında cemaatine, “Çok alçaldım,” diye yazdı, “bedenim acıyla işkence gördü ve ruhum depresyonla yere serildi… Bu satırları yatağımda güçlükle yazıyorum; onları acı inlemeleriyle ve umut ezgileriyle birbirine katıyorum.”

Spurgeon, kendine özgü dengesiyle, fiziksel acının ve doğal mizacın depresyona katkıda bulunduğunu anladı; ama öğrencilerinin bunları umutsuzluğa mazeret olarak kullanmalarına izin vermedi. “Bu zayıflıklar, bir adamın özel yararlılık yolundaki hizmetine engel olmayabilir,” dedi. “Hatta onun kendine özgü hizmet yolunda gerekli nitelikler olarak ilahi hikmet tarafından kendisine verilmiş bile olabilirler. Bazı bitkiler şifa veren özelliklerini büyüdükleri bataklığa borçludur; bazılarıysa yalnızca serpildikleri gölgelere.”

“Kesintisiz ve uzun bir çalışma döneminin ortasında da aynı sıkıntı beklenebilir.” Spurgeon’un programı son derece yorucuydu. Sıradan bir haftada on kez vaaz verirdi. Yaklaşık 500 mektuba cevap verir, bir din hizmeti okulunda ders verir, bir yetimhaneyi idare eder ve ruhları hakkında düzinelerce insanla ilgilenirdi. Yayınlar için yazılar yazar, evinde misafir ağırlar, kendi ailesine öğretir ve yatağa bağımlı karısını teşvik ederdi. Böylesi bir iş yükü altında sağlığının zarar görmesi hiç de şaşırtıcı değildir. Sonunda Spurgeon’un kilisesi, onun her yıl düzenli tatil yapmasında ısrar etti. Spurgeon öğrencilerine şöyle dedi: “Yay, kırılma tehlikesi olmadan sürekli gergin tutulamaz. Dinlenme, beden için uyku ne kadar gerekliyse, zihin için de o kadar gereklidir… Dinlenme vakti boşa geçen vakit değildir. Yeni güç toplamak tasarruftur.”

“Ezici tek bir darbe bazen hizmetkârı çok derinden sarsmıştır.” 19 Ekim 1856’da, 22 yaşındaki Spurgeon Londra’daki Surrey Gardens Music Hall’da ilk kez konuştu. Kilise, onu vaaz ederken duymak isteyen kalabalıkları artık alacak kadar büyük değildi. Binlerce kişi salonu doldurdu; normal oturma yerleri dolunca koridorlara ve merdivenlere oturdular. Yüzlercesi de vaazın bir kısmını pencerelerden işitebilmek umuduyla dışarıda bekledi. Spurgeon duaya başladıktan hemen sonra, balkondan biri “Yangın!” diye bağırdı. İnsanlar binadan çıkmak için birbirlerini itip kakmaya başladılar ve bir merdiven korkuluğu baskıya dayanamayarak çöktü. Yedi kişi öldü, yirmi sekiz kişi de yaralandı. Hassas yürekli Spurgeon, bu olayın duygusal etkisinden hiçbir zaman tam olarak kurtulamadı. Şöyle yazdı: “Ölçülerin ötesinde sıkıştırıldım ve sınırlarımın dışına itildim; üzerimde korkunç bir sefalet yükü vardı. Kargaşa, panik, ölümler gece gündüz gözümün önündeydi ve hayatı bir yüke çevirdi.”

Birçok insan doğal afet, sevilen birinin ölümü, yıkıcı bir maddi kayıp ya da bir çocuğun veya imanlı bir kardeşin günaha düşmesiyle gelen ezici bir hayal kırıklığı yaşamıştır. Spurgeon kendi tecrübesinden umut sunar. “İsa’nın, kulları ne kadar acı çekerse çeksin, hâlâ yüce olduğu gerçeği beni yeniden sakin akla ve esenliğe kavuşturdu. Kardeşlerimden herhangi birinin başına böylesine korkunç bir felaket gelirse, hem sabırla umut etsinler hem de sessizce Tanrı’nın kurtarışını beklesinler.”

“Hikmetin verdiği ders şudur: Ruh sıkıntısı karşısında yılma.” Sonunda Spurgeon, depresyonun bazı imanlıların üzerine belirgin hiçbir sebep olmadan da gelebileceğini kabul etti. Onu ne bir hastalık, ne bir günah, ne de şaşırtıcı bir durum saydı; tersine, onu bir Hristiyan’ın hayatında kaçınılmaz bir mevsim ve bir gün her gözden bütün yaşları silecek olan Tanrı’ya güveni gösterme fırsatı olarak gördü.

Her basit adam dar yolda aydınlıkta yürüyebilir; fakat imanının ender hikmeti, elini Büyük Rehberi’nin eline koyduğu için, karanlıkta yanılmaz bir doğrulukla ilerlememizi sağlar. —Charles Spurgeon, Öğrencilerime Dersler

 

Şuradan çevrilmiştir: https://www.princeofpreachers.org/blog/mingling-groans-of-pain-and-songs-of-hope-charles-haddon-spurgeon-on-depression

Sayfanın başına dön