Tanrı’nın Tasvirlerinin Putperestlik Olmasının Üç Nedeni
PurelyPresbyterian’dan çevrilmiştir
Birinci buyruk, gerçek Tanrı’nın kim olduğunu ve yalnızca O’na tapınılması gerektiğini öğretir. İkinci buyruk ise Tanrı’ya nasıl tapınılmasını istediğini yalnızca Tanrı’nın belirlediğini öğretir. Tanrı’ya kendi istediğimiz gibi tapınmak, putperestliğin ta kendisidir.
“Kendine yukarıda göklerde, aşağıda yerde, yahut yerin altında sularda olan herhangi bir şeyin oyma putunu, yahut suretini yapmayacaksın; onlara eğilmeyeceksin, ve onlara ibadet etmeyeceksin; çünkü ben, senin Allahın RAB, kıskanç bir Allahım…” (Çık. 20:4-5).
1) İkinci buyruk iki kısımdan oluşur: Tanrı’nın bir tasvirini yapma (4. ayet) ve tasvirler kullanarak Tanrı’ya tapınma (5. ayet).
“Buyruk iki kısımdan oluşur: birincisi oyma bir putun ya da herhangi bir suretin dikilmesini yasaklar; ikincisi ise Tanrı’nın yalnızca Kendisi için talep ettiği tapınmanın bu hayallerden ya da aldatıcı görüntülerden herhangi birine aktarılmasını yasaklar. Bu nedenle, Tanrı’nın herhangi bir tasvirini tasarlamak başlı başına dinsizliktir; çünkü bu bozulmayla O’nun Yüceliği çarpıtılır ve O, olduğundan başka türlü tasvir edilir. Musa’nın burada bütün heykelleri ve resimleri mahkûm ettiğine dair bazılarının akılsızca düşüncesini çürütmeye gerek yoktur; çünkü onun tek amacı, Tanrı’nın yüceliğini onu bozmaya yönelen bütün hayallerden korumaktı. Ve şüphesiz Tanrı’yı bir kütüğe ya da taşa benzetmek son derece kaba bir uygunsuzluktur… Bu şeylerin birlikte ele alınması gerektiğini inkâr etmiyorum; çünkü batıl tapınma, önceki yanılgıdan neredeyse hiçbir zaman ayrılmaz. Zira biri kendisine Tanrı’nın bir tasvirini tasarlama izni verir vermez, derhal sahte tapınmaya düşer. Ve elbette Tanrı’nın Kendisi hakkında saygıyla ve ölçülü biçimde hisseden ve düşünen kişi bu saçmalıktan uzaktır; Tanrı’yı başka bir biçime sokma arzusu ya da küstahlığı da, ancak kaba ve bedensel hayaller zihnimizi kapladığında içimize sızar. Böylece, kendilerine çürüyebilir maddelerden tanrılar yapanlar, kendi ellerinin eserine batıl bir şekilde tapınırlar. O hâlde, birbirinden ayrılmaz olan bu iki şeyin bir arada tutulmasını memnuniyetle kabul ederim; yalnızca şunu hatırlayalım: Tanrı’ya yalnızca O’na sunulan tapınma putlara aktarıldığında değil, O’nu herhangi bir dış benzerlikle temsil etmeye çalıştığımızda da hakaret edilir.”
John Calvin, Çıkış 20:4 Üzerine Yorum
“Kendinize putlar yapmayacaksınız, ve oyma put yahut dikili taş dikmeyeceksiniz, ve önünde eğilmek için memleketinizde resimli taş koymayacaksınız; çünkü ben Allahınız RAB’BİM” (Lev. 26:1; krş. Rom. 1:23; Yas. 4:12-19).
2) Tanrı’nın görsel bir tasvirini yapmak ile Tanrı’ya onun aracılığıyla tapınmak arasında bir bağlantı olduğu doğrudur.
Bununla birlikte, Tanrı’nın tasvirlerini kullanıp O’na onlar aracılığıyla tapınmamanın mümkün olduğunu ileri sürmek yanlıştır. Yani buyruğun ilk kısmı çiğnendiğinde, ikinci kısmı da çiğnenmiş olur. Bir tasvir, “insanın sanatı ve düşüncesiyle” biçimlendirilmiş bir Tanrı temsili olup (Elç. 17:29), genellikle Tanrı’ya değer vermemizi ya da çocuklara O’nun hakkında öğretmemizi sağlayan bir araç olarak görülür. Tanrı’nın tasvirlerinin tapınma amacıyla kullanılmadığı bahanesi zorunlu olarak doğru değildir; çünkü Tanrı’ya bütün yüreğimizle, bütün canımızla ve bütün kuvvetimizle saygı göstermeli ve tapınmalıyız (Yas. 6:5). Eğer Mesih’in bir resmi “adanmışlığı uyandırmıyorsa, boştur; adanmışlığı uyandırıyorsa, bu bir tasvir ya da resim aracılığıyla tapınmaktır ve dolayısıyla ikinci buyruğun açık bir ihlalidir” (Vincent, Aile İçin Öğretici Rehber).
“Mesih’in resimleri ilke olarak ikinci buyruğun ihlalidir. Mesih’in bir resmi herhangi bir yararlı amaca hizmet edecekse, O’nun hakkında bir düşünce ya da duygu uyandırmalıdır ve O’nun kim olduğu göz önüne alındığında, bu düşünce ya da duygu tapınma niteliğinde olacaktır. Resmi bir tapınma aracı hâline getirmekten kaçınamayız. Fakat bu tapınma aracının unsurları, İsa hakkında sahip olduğumuz tek vahiyden, yani Kutsal Yazı’dan gelmediği için, tapınma, vahiyde hiçbir dayanağı olmayan insan zihninin bir yaratısı tarafından şekillendirilir. Bu, iradî tapınmadır. Çünkü ikinci buyruğun ilkesi, Tanrı’ya yalnızca O’nun emrettiği ve yetki verdiği yollarla tapınmamız gerektiğidir. Tapınmanın insani bir uydurma tarafından şekillendirilmesi ağır bir günahtır ve Kurtarıcı’nın bir resmi tam olarak bunu içerir.”
John Murray, Mesih’in Resimleri
3) Tanrı Ruh’tur ve tasvir edilemez; bu ontolojik bir imkânsızlıktır ve dolayısıyla bunu yapmaya teşebbüs etmek günahtır.
“Öyle ise Allahı kime benzeteceksiniz? ve ona ne suret eş edeceksiniz?” (Yşa. 40:18).
“İmdi, Allahın zürriyeti olduğumuz için, Allahın zatını insan sanatı ve düşüncesiyle oyulmuş altına, yahut gümüşe, yahut taşa benzer sanmamalıyız” (Elç. 17:29).
Tanrı parçalardan oluşmaz ve Kendisini parçalar hâlinde açıklamaz; çünkü bu, O’nun doğasına aykırıdır ve dolayısıyla imkânsızdır. Tanrı doğası gereği Ruh’tur ve görülemez. Tanrı Kendisini insanlara çeşitli şekillerde göstermiştir, fakat hiçbir zaman görünür biçimde görülmemiştir ve görülemez de. Eski Antlaşma’daki bir teofani olsun ya da Tanrı’nın Oğlu’nun beden alışı olsun, O’nun bir tasvirini uydurmaya hakkımız yoktur. Atalardan, peygamberlerden ya da elçilerden hiçbiri, Tanrı’yla karşılaşmalarından sonra O’nu görsel olarak tasvir etmeyi düşünmedi. O’nun bütün tasvirleri, O’nun doğası hakkında sapkın önkabuller gerektirir. Bu nedenle insanlar çocuklarına Tanrı hakkında öğretmek için tasvirler kullandıklarında, onlara Kutsal Kitap’ın tek gerçek Tanrısı yerine “insanın sanatı ve düşüncesiyle” biçimlendirilmiş bir tanrı hakkında öğretmiş olurlar.
“Tanrı’ya tapınma, O’nun doğasına uygun olabilmesi için ruhsal olmalıdır… O hâlde Tanrı hakkında kaba ya da dünyevi düşünceler oluşturmamak için Tanrı’nın ne olduğunu hatırlamak gerekir. Sözler basitçe, insanların Tanrı’nın huzurunu herhangi bir görünür tasvirde aramalarının yanlış olduğunu ifade eder; çünkü O, gözlerimize temsil edilemez.”
John Calvin, Çıkış 20:4 Üzerine Yorum
Mesih’in insanlığının tasvir edilebileceğini ileri sürmek, Mesih’in ilahi ve insani doğaları arasında bir ayrım olduğunu önceden varsayar (Nesturîlik). “İsa Mesih’in resimlerine sahip olmak meşru değildir; çünkü O’nun ilahi doğası hiçbir şekilde resmedilemez ve şimdi yüceltilmiş olan bedeni de olduğu hâliyle resmedilemez” (Vincent, a.g.e.).
“Tanrı, Ruh olarak özünde görünmez ve sonsuz olduğundan, herhangi bir sanat ya da tasvirle gerçekten ifade edilemez… Mesih insan doğasını üstlenmiş olsa da, bunu oyma ustalarına ve ressamlara bir model sunmak için üstlenmedi. ‘Şeriati yahut peygamberleri yıkmağa’ gelmediğini söyledi (Mat. 5:17). Fakat tasvirler yasa ve peygamberler tarafından yasaklanmıştır (Yas. 4:15; Yşa. 44:9). Bedensel varlığının Kilise için yararlı olacağını reddetti ve Ruhu aracılığıyla sonsuza dek yanımızda olacağına söz verdi (Yu. 16:7). Öyleyse O’nun bedeninin bir gölgesinin ya da benzerliğinin dindarlara herhangi bir yarar sağlayacağına kim inanır? (2. Kor. 5:5). Ruhu aracılığıyla içimizde kaldığına göre, biz Tanrı’nın tapınağıyız (1. Kor. 3:16). Fakat ‘Allahın mabedi ile putların ne uyuşması vardır?’ (2. Kor. 6:16).”
İkinci Helvetik İman Açıklaması, 4. bölüm.
“RAB benim; ismim budur;
ve izzetimi bir başkasına,
ve hamdimi oyma putlara vermiyeceğim”
(Yşa. 42:8).