KAÇAMAYACAĞINIZ BİR RANDEVU

Randevu

KAÇAMAYACAĞINIZ BİR RANDEVU

Joel Beeke

Sevgili Okuyucu,

Siz ve ben birbirimizi tanımıyor olabiliriz; belki de birbirimizi hiç görmeyeceğiz. Yine de size kişisel bir mektup yazmak istiyorum.

Size yazıyorum, çünkü siz ve benim düşündüğünüzden daha fazla ortak yönümüz var. Bu dünyada birbirimizle hiç karşılaşmayacak olsak da, bir gün birbirimizin huzurunda olacağız; çünkü ikimiz de ölmeyen bir cana sahibiz. Bu can ile ikimiz de, büyük yargı gününde, sizin de benim de Yaratıcımız olan Tanrı’nın huzuruna çıkmak zorundayız. “İnsanlara bir kez ölmek, sonra da yargılanmak belirlenmiştir” (İbr. 9:27).

Ölüm düşüncesini kendinizden uzaklaştırmak için elinizden gelen her şeyi yapabilirsiniz. Yine de ölmeniz gerektiği gerçeğinden kaçamazsınız. Ölmeniz ve Tanrı’nın huzuruna çıkmanız gerektiğini biliyorsunuz. Belki ölüm üzerine düşünmek istemiyorsunuz; çünkü ölümün ardından, gece nasıl gündüzü izliyorsa, yargının da kesinlikle geleceğini biliyorsunuz. O hâlde bütün ciddiyetle size bundan daha önemli bir soru sorabilir miyim: Öldüğünüzde size ne olacak?

Kutsal Kitap, vicdan ve sağduyu hep bir ağızdan, önünüzde yüzleşmeniz gereken bir sonsuzluk bulunduğunu ilan ediyor. Bu nedenle, kendi iyiliğiniz için şu sorudan kaçmayın: Ölmeye ve Tanrı’nın önüne Yargıç olarak çıkmaya hazır mıyım?

Size söylemek zorundayım ki, bugün milyonlarca insan Tanrı ile karşılaşmaya hazır olduklarını sanıyor; oysa büyük yargı gününün ardından cehenneme gideceklerdir. Tanrı bize Kutsal Sözü’nde şöyle bildiriyor: “O gün birçokları bana diyecekler: ‘Ya Rab, ya Rab! Biz senin adınla peygamberlik etmedik mi? Senin adınla cinleri kovmadık mı? Senin adınla birçok harikalar yapmadık mı?’ O zaman ben de onlara açıkça diyeceğim: ‘Sizi hiç tanımadım; çekilin önümden, ey kötülük işleyenler!’” (Mat. 7:22-23).

Hiç düşündünüz mü, bu yaşamda her şeyin kendileri için yolunda gittiğini sanarak ilerleyenlerin, o gün Yüce Tanrı’nın önünde dururken, “Sizi hiç tanımadım” sözünü işitmelerinin ne kadar korkunç bir uyanış olacağını? Kendilerine şu hüküm verildiğinde canlarının duyacağı acıyı kelimeler tarif edemez: “Çekilin önümden, ey kötülük işleyenler!” Acaba siz ve ben de, Mesih’in Matta 7’de sözünü ettiği o hayal kırıklığına uğramış “birçok kişi” arasında mı olacağız?

Sevgili okuyucu, lütfen bana beş dakikanızı verin; size kimlerin cehenneme gideceğini ve kimlerin cennete gideceğini göstermeye çalışayım.

 

Ebedî Yıkıma Götüren Geniş Yol

Öncelikle size dürüstçe şunu söylemeliyim ki, Kutsal Kitap Matta 7’de insanların çok büyük çoğunluğunun cehenneme gideceğini bildirir. “Kapı geniş, yola yaygınlık veren yol da boldur; yıkıma götürür ve ondan girenler çoktur. Yaşama götüren kapı ise dar, yol da çetindir; onu bulanlar azdır.” Belki bu size acımasızca geliyor olabilir, fakat bu acı gerçek Tanrı acımasız olduğu için değil, bizim kendimize karşı acımasız olmamız yüzündendir. Yaratıcımıza isteyerek meydan okuyor, gerçek iyiliğimiz için verilmiş buyruklarını çiğneyerek O’nun sevgisini hor görüyoruz. Böylesi isyan ve kötülük yüzünden hepimiz ölümü ve cehennemi hak ettik. Hak ettiğimiz yalnızca bu iki şeydir. Çünkü “herkes günah işledi ve Tanrı’nın yüceliğinden yoksun kaldı” (Rom. 3:23) ve “günahın ücreti ölümdür” (Rom. 6:23).

Cehenneme gitmekte olan bu büyük kalabalığın içinde ne tür insanlar vardır?

1. Tanrısızların hepsi cehennemde son bulacaktır. Buna açıkça kötü bir yaşam süren, şu tür şeyleri yapan kişiler de dahildir:

• vakitlerini meyhanelerde geçirip paralarını içkiye ve uyuşturucuya harcayanlar,
• gayrimeşru cinsel ilişkilere girenler,
• pazarı haftanın sıradan bir günü gibi görenler,
• her gün televizyon ekranında günahın açık saçık sergilenmesini izleyenler,
• Tanrı’nın kutsal adını boş yere kullanarak O’na açıkça küfredenler,
• anne babaya ve Tanrı’nın verdiği yetkiye karşı isyan içinde yaşayanlar.

Böyle tanrısız kişiler, Tanrı’nın lütfunun her şeye gücü yeten kudretiyle gerçek tövbeye ve dönüşe getirilmeleri dışında, cehennemde son bulacaklardır. Siz bu grubun içinde misiniz? Eğer öyleyse, Rab’bi aramak için artık sonsuza dek çok geç olmadan önce, sizi tövbe etmeye, günahlarınızı itiraf etmeye ve onlardan dönmeye yarayan lütfu aramaya çağırıyorum!

2. Dünyaya bağlı olan herkes cehennemde son bulacaktır. Ağır ve açık günahlardan kaçınan, ama yaşamları dünyayla iç içe geçmiş olanlar; sürekli şu tür şeyleri yaparken hiçbir yük hissetmeden yaşayanlar cehennemde son bulacaktır:

• kendini Tanrı’nın üstüne ve önüne koyanlar,
• dünyanın zenginliklerini Tanrı’nın lütfunun zenginliklerinden daha değerli sayanlar,
• Tanrı’nın Sözü’nde açıklanan isteğinin üstünde başka insanların arzularını öne çıkaranlar,
• ölümsüz canları için bir Kurtarıcıya duydukları ihtiyaçtan daha önemli gördükleri günlük yaşam ihtiyaçlarına değer verenler,
• kendilerine bereketler yağdıran kutsal Yaratıcılarını gücendirmeyi ve O’na karşı günah işlemeyi değil, günahın sonuçlarını daha trajik sayanlar,
• komşularının ve arkadaşlarının kendileri hakkında ne düşündüğünü, Tanrı’nın kendileri hakkında ne düşündüğünden daha önemli görenler.

Bunlar da, Tanrı’nın lütfunun her şeye gücü yeten kudretiyle gerçek tövbeye ve dönüşe getirilmeleri dışında, cehennemde son bulacaklardır. Siz bu gruptan biri misiniz?

Eğer öyleyse, size şunu söylemek zorundayım: Oraya ulaşsaydınız bile, cennetin kendisi size mutluluk vermezdi; çünkü cennetin Rabbi sizin dostunuz değildir. O’nu hoşnut eden şey sizi hoşnut etmez; O’nun hoşlanmadığı şey size acı vermez. O’nun Sözü sizin danışmanınız değildir; O’nun günü [Şabat dinleniş günü] sizin sevinciniz değildir; O’nun Yasası sizin rehberiniz değildir. O’nu dinlemeyi pek umursamazsınız; O’nunla konuşmayı ise daha da az bilirsiniz. Sonsuza dek O’nun huzurunda olmak sizin dayanamayacağınız bir şey olurdu; kutsalların ve meleklerin topluluğu sizi usandırırdı. Uygulamadaki yaşamınıza gelince, Kutsal Kitap sizin için pek az şey ifade eder, Mesih daha da az şey ifade eder ve kurtuluş gereksiz bir şey gibi görünür. “Ey uyuyan, uyan! Ölülər arasından kalk, Mesih sana ışık verecek.”… “Tanrı’ya da mamona da kulluk edemezsiniz” (Ef. 5:14; Mat. 6:24).

3. Dindar birçok kişi cehennemde son bulacaktır. Cehenneme gitmekte olmak, kiliseye sadakatle devam etmemize, pazar okulu öğretmeni olmamıza, hatta vaiz olmamıza rağmen mümkündür. Din en sevdiğimiz konu olabilir, konuşmalarımız Tanrı ve Mesih hakkında olabilir ve dış yaşam yürüyüşümüz kusursuz görünebilir; bütün bunlara rağmen canımız yıkımdan kurtulmuş olmayabilir.

Matta 25’teki beş sahte bakire kadar dindar olabiliriz; aynı ikrara, aynı beklentiye, aynı kandillere ve aynı dış görünüme sahip olup yine de mahvolabiliriz. Kutsal Yazı’nın hakkında, “…elbiselerini yırttı, bedenine çul giydi, oruç tuttu, çul içinde yattı ve ağır ağır yürüdü” dediği Ahav kadar dindar olabiliriz (1. Krallar 21:27) ve yine de ihtida etmemiş olabiliriz.

Günah konusunda ortak mahkûmiyet duyguları ve Tanrı ile O’nun kutsal sıfatları hakkında izlenimler yaşamak mümkündür; hatta günahı kabul etmek, onun altında bir ölçüde alçalmak, onun üzerine ağlamak ve dua etmek, bir daha günah işlemekten korkmak bile mümkündür; ama yine de göklerin egemenliğine girememek mümkündür. Kayin’i, Saul’u ve Yahuda’yı düşünün.

Yarım yürekli bir dinden ve kiliseye gitmekten daha fazlasına ihtiyacımız var. Yeniden doğmak ve ihtida etmek için Kutsal Ruh’un karşı konulamaz, yenileyici işine ihtiyacımız vardır. Ancak o zaman Tanrı’yı bütün varlığımızla seveceğiz — yukarıdaki örneklerde eksik olan temel unsur budur — ve susamış bir adamın soğuk suya susaması gibi Tanrı’ya susayacağız. Ancak o zaman Tanrı’nın lütfuyla Rab’le karşılaşmaya hazır hâle getirileceğiz. “Öyleyse dikkat et, sende olan ışık karanlık olmasın” (Luk. 11:35).

Cennete gitmekte olanlar arasında yer alıp almadığımı nasıl bilebilirim?

 

Ebedî Yaşama Götüren Dar Yol

Cennete ulaşacak olanların hepsi, kurtuluşlarının Tanrı’nın özgür lütfunun büyük bir mucizesi olduğunu ikrar edeceklerdir. Hepsi de Kutsal Ruh tarafından gerçekten yeniden doğmuş canlar olacaktır (bkz. Yuhanna 3). Onlar Tanrı tarafından ihtida ettirilmiş kişilerdir. İhtidalarında üç şey tecrübe ederler: (1) kendi günahlılıkları üzerine yürekten bir keder, (2) İsa Mesih’teki kurtuluş üzerine yürekten bir sevinç ve (3) Tanrı’nın büyük kurtuluşu için Tanrı’ya yürekten şükran (bkz. Rom. 7:24-25; Mez. 50:15).

1. Kendi günahlılığı üzerine yürekten keder

Kutsal Ruh bir günahkârda kurtuluş işini işlemeye başladığında, ona önce Mesih’i açıklayarak başlamaz. Doğamız gereği yüreklerimizde Mesih için yer yoktur. Bunun yerine, böyle bir günahkârı Tanrı’nın önündeki trajik sefaleti ve günah içindeki tehlikeli durumu ile yüz yüze getirir. Günahkâr şunları tecrübe etmeye getirilir:

• her şeyi bilen Tanrı’ya karşı düşüncede, sözde ve davranışta işlediği sayısız fiilî günahları yüzünden yürekten bir keder;
• Tanrı’sız, Mesih’siz ve dünyada umutsuz oluşu yüzünden yürekten bir keder;
• Âdem’deki derin düşüşü aracılığıyla kendisindeki korkunç aslî günah yüzünden, bütün yüreğinin kirlilik ve bozulmuşluk kaynağından başka bir şey olmadığı öğretilerek yürekten bir keder;
• yalnızca günah yükü taşınamayacak kadar ağır hâle geldiği için değil, aynı zamanda bu yükten kendisini kurtarmasının imkânsız olduğunu gördüğü için de yürekten bir keder;
• kendisini kurtaramayacağını, ama yine de kurtulması gerektiğini fark ettiği noktaya getirildiğinde, “Rab, beni sonsuza dek kovup atmakta doğru ve adilsin; ama Sende ilahî cezanndan kaçıp lütfuna yeniden kavuşmanın bir yolu olması mümkün müdür?” diye feryat etmesine yol açan yürekten bir keder.

Siz de böyle kaygılı, sefil, değersiz, suçlu ve kaybolmuş bir günahkâr oldunuz mu—öyle bir günahkâr ki, tecrübeyle kurtuluşun kendi tarafınızdan hiçbir umudu olmadığını biliyor mu?

2. İsa Mesih’teki kurtuluş üzerine yürekten sevinç

Günahkâr, kendi tarafından geleceğinin mahkûmiyetten başka bir şey olmadığını tecrübe ettiğinde ve Kutsal Ruh onu tek sığınak yeri olarak kendisini Tanrı’nın üzerine atmaya yetkin kıldığında, aynı kutlu Ruh, üçlübir Tanrı’nın, Rab İsa Mesih’in kanı ve tatmini aracılığıyla olan, sözle anlatılamayacak kadar zengin kurtuluş ve esenlik yolunu açığa çıkaracaktır. Günahkâr şunları tecrübe etmeye getirilir:

• Mesih’e olan ihtiyacı;
• Mesih’in kefaret işinin bir yönünü, onun güzelliği, doluluğu ve uygunluğu içinde görmeyi;
• Mesih’in, Söz ve Ruh aracılığıyla canında açıklanmasını; bu açıklanışla Mesih’in düşmüş, değersiz günahkârlar adına Yasayı bütünüyle yerine getirdiğini ve günahın cezasını bütünüyle taşıdığını öğrenir;
• Mesih’in kendisine uygulanmasını; böylece Mesih’i, Kurtarıcısı ve kurtuluşu olarak tarif edilemez bir sevinçle kucaklayabilir.

Siz de Kutsal Ruh’un Tanrı’nın Sözünü canınıza uygulayan gücü aracılığıyla, Mesih’i büyük kurtuluş yolu olarak bir ölçüde tecrübe ettiniz mi? Bu, sizde Mesih’i giderek daha çok, her şeyiniz olarak tanıma arzusunu doğurdu mu—O’nu, sonuna kadar kurtaran tek, istekli Kurtarıcı olarak tecrübeyle tanıma arzusunu?

3. Tanrı’nın kurtuluşu için Tanrı’ya yürekten şükran

Son olarak, Tanrı’nın İsa Mesih’teki kurtuluş yolunu gerçekten tecrübe edenler, böylesine büyük bir kurtuluş için içten bir şükran da ifade edeceklerdir: “RAB’bin bana olan bütün iyiliklerine karşılık O’na ne vereyim?” (Mez. 116:12). Zaman ve sonsuzluk için, can ve beden olarak her şeyi Rab’bin ellerine teslim etmeyi, gerçek bir boyun eğişle O’nun ayakları dibinde yatmayı ve, “Gökte olduğu gibi yerde de Senin isteğin olsun” diye ikrar etmeyi arzularlar. Bizim tarafımızdan birçok eksiklik bulunsa da, o zaman her şeyden önce Tanrı’nın yüceliği için yaşamayı ve komşumuza onun ruhsal ve dünyevî iyiliği için sevgiyle hizmet etmeyi arzularız.

Sevgili okuyucu, kendinizi sınayın.

 

Hangi Yolda İlerliyorsunuz?

Ebedî yıkıma giden geniş yolda mı ilerliyorsunuz, yoksa ebedî yaşama giden dar yolda mı? Bu dünyada birçok farklı yol vardır, ama ruhsal dünyada yalnızca iki yol vardır ve bu ikisi asla kesişmez. Bunlar, karanlığın ışıktan, Şeytan’ın Tanrı’dan, tabiatın lütuftan ve cehennemin cennetten farklı olduğu kadar birbirine zıttır. Bizi yıkıma giden geniş yoldan çıkarıp sonsuz yaşama giden dar yola koyabilecek olan yalnızca Tanrı’dır; bunu da özgür lütfuyla yapar.

Ey günahkâr, sana yalvarıyoruz: Günahlı ve kötü yollarından dön. Sadece, “Yeniden doğmalısınız” demekle kalmayıp, aynı zamanda kendisi hakkında, “İnsanoğlu, kaybolanı arayıp kurtarmak için geldi” diye tanıklık eden O’ndan gerçek ihtida dile. Senin canın kaybolmuştur ve durumun sefalettir; bu nedenle, Rab’be yalvar ki bunu sana göstersin, öyle ki içinde İsa Mesih ve O’nun çarmıha gerilişi hakkındaki müjde mesajı için yer açılsın.

İzin ver, seni son bir uyarıyla baş başa bırakayım. Yeni Antlaşma’nın yirmi yedi kitabında cehennemden 234 kez söz edilir. Eğer yaşam yolu yirmi yedi mil uzunluğunda olsaydı ve bu güzergâh boyunca hepsinde, “Bu yol cehenneme gider” yazan 234 tabela bulunsaydı, bu yolda kalır mıydınız? Tövbe etmeyen, iman etmeyen, Mesihsiz, kendinden hoşnut bir günahkâr olduğunuz sürece, cehenneme giden bu yoldasınız. Cehennem, Mesihsiz kalan dünyevî ya da dindar bir yaşamın sonudur.

Bu kısa mesaj da, yaşam yolunuz üzerinde Tanrı’nın size gönderdiği bir başka tabeladır; insanın bütün yollarının ölümle son bulduğunu size bildirmek için gönderilmiştir. “RAB bulunabilecekken O’nu arayın, yakınken O’na yakarın” (Yeş. 55:6).

Rab, sabrı tükenmeden ve kendi Sözü’nü yerine getirmeden önce yolunuza daha kaç tabela gönderecek: “İnsanlara bir kez ölmek, sonra da yargılanmak belirlenmiştir”?

Acele et, ey günahkâr, canın için acele et. Hayatının ipliği henüz kopmuş değildir, ama gittikçe incelmekte ve kırılganlaşmaktadır. Rab sana hâlâ sesleniyor: “Varlığım hakkı için,” diyor Rab Yehova, “kötünün ölümünden hoşnut değilim; tersine, kötü yolundan dönsün ve yaşasın isterim. Dönün, dönün kötü yollarınızdan! Neden ölesiniz?” (Hez. 33:11).

Lütuf kapısı hâlâ açıktır. Mesih’in tahtı henüz kapanmamıştır. Çok geç olmadan O’nun sesini işitecek misiniz? “Oğul’u öpün, yoksa öfkelenir ve yolda helâk olursunuz; çünkü gazabı bir anda alevlenebilir. Ne mutlu O’na sığınanların hepsine!” (Mez. 2:12).

Yeryüzünde Tanrı olmadan yaşamış olanların hepsi, cehennemde de Tanrı’sız olacaklardır. Luka 16’daki zengin adamla birlikte şunu tecrübe etmek ne kadar korkunç olacaktır: “Ölüler diyarında, işkence içinde gözlerini kaldırdı… Ve feryat edip dedi… Bu alevin içinde azap çekiyorum.”

Sevgili dostum, seni sevgiyle uyarmak istiyorum. Sen de ben de ölümden kaçamayız. Bu, mutlaka tutacağımız bir randevudur—

ne olursa olsun.

Ölmeye hazır mısınız?

Sayfanın başına dön