Tanrı Dar Görüşlü mü?
John Samson’dan
İsa şöyle dedi: “Yol, Gerçek ve Yaşam Ben’im. Benim aracılığım olmadan Baba’ya kimse gelemez.” – Kutsal Kitap, Yuhanna 14:6
“Başka hiç kimsede kurtuluş yoktur; çünkü göğün altında insanlar arasında bize bağışlanmış, kendisiyle kurtulmamız gereken başka hiçbir ad yoktur.” – Kutsal Kitap, Elçilerin İşleri 4:12
İnsanların Hristiyan Müjdesi’ne karşı en büyük itirazlarından biri dışlayıcılık meselesidir: yani Hristiyan, kurtuluşun yalnızca İsa Mesih’te bulunduğunu ilan eder. Elbette, İsa sadece Tanrı’ya giden birçok yoldan biri olarak sunulsaydı, bu daha az karşı çıkılan bir iddia olurdu. Şunun altı çizilmelidir ki, bu fikir Hristiyan’ın ortaya attığı bir fikir değildir; bu beyan doğrudan İsa’nın kendisinden gelmektedir. Bundan dolayı ya İsa, söylediği gibi Tanrı’ya giden tek yoldur, ya da Tanrı’ya giden tek yol olmadığı hâlde yalancı ve aldatıcıdır!
Tanrı’ya giden tek yol fikrini, bunu varsayımsal bir bakış açısından ele alarak düşünelim. Dr. R.C. Sproul’un İnanmak İçin Sebepler adlı kitabında yazdıklarının mantığını izleyin:
Varsayalım ki kutsallığında ve adaletinde mutlak olan bir Tanrı vardır. Varsayalım ki O, insanlığı özgürce yaratır ve her insana yaşam armağanını verir. Varsayalım ki O, yaratıklarını bütün yaratılışın harikalarından zevk alma özgürlüğüyle ideal bir ortama yerleştirir. Sonra varsayalım ki Tanrı onların üzerine yalnızca küçük bir sınırlama koyar ve bu sınırlamayı çiğnerlerse ölecekleri konusunda onları uyarır. Böyle bir Tanrı, yetkisi çiğnenirse yaşam armağanını yitirme cezasını içeren böyle bir sınırlama koymakta haklı olmaz mıydı?
Sonra varsayalım ki, hiçbir haklı sebep olmaksızın, nankör yaratıklar bu sınırlamaya itaat etmezler. Yine varsayalım ki O, onların suçunu ortaya çıkardığında, onları hemen öldürmek yerine yaşamalarına izin verdi. Varsayalım ki ilk suçluların soyundan gelenler, Tanrı’ya karşı düşmanlıklarını ve itaatsizliklerini, bütün dünyanın Tanrı’ya düşman olduğu noktaya kadar artırdılar. Varsayalım ki Tanrı buna rağmen bu insanları kurtarmaya ve kendisi için bir ulusu ayırmaya karar verdi; onlara özel armağanlar verdi ki, onların aracılığıyla bütün dünya bereketlensin. Varsayalım ki O, onları bütün düşmanlarından kurtarmayı sürdürdü, fakat onlar daha kurtulur kurtulmaz O’na karşı isyan ettiler.
Varsayalım ki Tanrı, merhameti ve lütfu nedeniyle, halkını Kendisine dönmeye ikna etmek için özel haberciler ve peygamberler gönderdi. Varsayalım ki insanlar bu ilahi habercileri öldürdüler ve onların mesajıyla alay ettiler. Varsayalım ki sonra taştan putlara ve kendi yaptıkları şeylere tapınmaya başladılar. Varsayalım ki ardından, O’nun kendilerine açıkça bildirdiği gerçeğe tamamen aykırı dinler uydurdular ve Yaratıcı’dan çok yaratılmış olana tapındılar.
Varsayalım ki son bir kurtarıcı eylem olarak, Tanrı’nın Kendisi Oğlu’nun kişiliğinde beden aldı. Varsayalım ki bu Oğul dünyaya dünyayı yargılamak için değil, onu kurtarmak için geldi. Varsayalım ki bu Oğul reddedildi, alaya alındı, işkence gördü ve öldürüldü. Ama yine de varsayalım ki Tanrı, Kendi Oğlu’nun öldürülmesini, O’nu öldüren aynı kişilerin günahları için ceza olarak kabul etti. Varsayalım ki bu Tanrı bağışlanma, bütün suçtan arınma, ölüm üzerinde zafer ve Kendisiyle sonsuz esenlik sundu. Varsayalım ki Tanrı bu insanlara ücretsiz bir armağan olarak, acısız, hastalıksız, ölümsüz ve gözyaşsız olacak gelecek bir yaşam vaadini verdi. Varsayalım ki Tanrı bu insanlara şöyle dedi: “Benim istediğim yalnızca bir şey var. Biricik Oğlum’u onurlandırmanızı ve yalnızca O’na tapınıp O’na hizmet etmenizi istiyorum.” Varsayalım ki Tanrı bütün bunları yaptı; O’na, “Tanrı, bu adil değil, yeterince yapmadın” diyebilir miydiniz?
Eğer insan gerçekten Tanrı’ya karşı kozmik bir ihanet işlediyse, Tanrı’nın herhangi bir kurtuluş yolu sağlamak zorunda olduğunu düşünmek için ne sebebimiz olabilir? Tanrı’ya karşı evrensel isyanın ışığında mesele neden yalnızca bir yol olduğu değil, neden herhangi bir yolun var olduğudur?
Çevirinin kaynağı: http://www.reformationtheology.com/apologetics/